GİRESUN/ŞADIKENT/ÇATALAĞAÇ



Corner left
Corner right

Halil Güvendi: Dünde Kaldılar...

Okunma Sayısı:143



İstanbul’daki Şadılıların, Harşıtlıların abisi Halil Güvendi hayallerini, geçmişini ve anılarını kaleme aldığı özlem dolu bir yazı yayınladı.

Zaman zaman sosyal medya hesabı üzerinden memleket meseleleri, özlemleri, hayalleri, geçmişi ve anıları ile ilgili yazılar yazan Halil Güvendi bir yayla yolculuğunun ona hissettirdiklerini kaleme aldı.

İşte birçok insanın içinde kendisini bulacağı Halil Güvendi’nin yazısı:

 

Dünde kaldılar.

Sıladan sürgün yıllarımız olan gurbete gidişimizden itibaren yıllarca otobüslerle köylere seyahat ettik. Zaman içerisinde bu yolculuklara özel araçlar ve son üç beş yıldır da uçak seyahatlarımız eklendi.

Düşünüyorum da eskiden yayla, köy ve kasaba yolculuklarını kamyonlarla yapardık. Minibüs, otobüs gibi yolcu taşıma araçları yoktu. Kasabada üçü dördü geçmeyen BMC kamyon, kamyondan bozma bir otobüs, biri ikiyi geçmeyen minibüs vardı ve onlarda il, ilçe arasında sabah akşam çalışırdı. Köyden çarşıya çarşıdan köye köyden de yaylara haftada bir veya iki gün kamyonlarla yolculuk eder çoğukez de yayan yürürdük. Köylere patika yolların dışında stabilize toprak araba yolları yoktu. Şimdiki gibi vadi içi asfalt, beton çift şerit yollar yanımızdan hızla gecen bolca taşıtlar da yoktu.

İçimizdeki geçmişin özlemlerini hep gittiğimiz yerlere taşıdık. Yüreğimizin sonbahar yaprakları hasret baharı hiç solmadı. Yıllar önce yayan yürüdüğüm yayla, köy, kasaba yollarını her memlekete vardığımda yaya gidip anılarımı tazelemeyi hep arzulamışımdır.

Şimdi gözüme oldukça uzun görünen ve geçmişte bir solukta gidiverdiğim yayla köy yollarını yürümeye artık nefesim yetmez diye düşünüyordum. Özlemimi gidermek için şansımı denek istediğim bir gün hava güzeldi ve yola yayan çıktım, dağlar, ormanlar ve derelerden geçtim. Yolların o eski ihtişamı yoktu. Alabildiğine yollar tenhaydı ve dağların sessizliği görülmeye değerdi. Ara sıra da olsa molalar verirdim. Balının suyu, gürgentepe, golcüvez,piriçlik suyu, yeni yol,çeelli oluk, çamur alanı, depelan, oluk ayağı, orta oba, eski oba kızılca, kellellü, yıldırım taşı, alaca inek, yonuz oluğu, paçacı, bakacak ve masur yaylası...

Yol boyu avu, tiken, yiğidin ve cıbaradan kapanmış yollar, yarı kurumuş cam ağaçları arasında yürüdüm. O eski kuş sesleri yoktu, rüzgârın uğultusu, mis gibi çam kokusu içinde yollarını yadırgamadığım dağların dik kıvrım kıvrım dönemeçli yollarından keyif alarak yürüdüm. Nefes nefese kalarak, duygusallığım hayranlığım arttıkça arttı. Neler gelmediki aklıma, neleri aramadı ki gözlerim. Titreyen dudaklar buğulu yaşlı gözlerle yorulduğunu hissetmeyen yorgun ayaklarla yürüdüm dağlara nağralar atarak.

Yollarda karşılaştığımda da beni geçen de olmadı. Yollar boş, yollar ıssız, yollar terkedilmiş. Yolların dinlenceleri hanlar, hayrat çeşmeleri ile kimi yayla yolu Kahveleri yıkılmış, yerinde moloz yığınları bile kalmamış. Ağaç dallarına tutunarak tırmandığım yalçın yokuşları, dik yamaçları, Uzayıp giden yayla yolları gözüme uzak göründü. Yürüyerek gittiğimiz yaylaların patika yollarına paralel beton asfalt yollar yapılmış.

Oturdum gözlerim uzaklara, karşı tepelerin sıra sıra dağlarının eteklerine boncuk boncuk dizilmiş dumanlı köylerine, arkasına dağları almış derin vadilerine dalıp gitti. Neler geçmediki aklımdan, Titreyen dudaklarım, boğazıma düğümlenen hıçkırık yüreğime akan gözyaşı, çocukluğum, şimdi oralarda bulamadığım geçmişim ve o geçmişin içindeki güzel çocukları onların dağlara ses vererek yolculuk ettiği insanları düşünerek iç çektim. Ağladım dağlara ağıtlar yakıp nağralar atarak oralara seslendim ama kimse sesime ses vermedi beni kimse duymadı.

Neler geçmedi ki bu kısa ama duygu dolu uzun günde buğulu gözlerle aklımdan. Ormanlarında araba yollarının, taşıtların olmadığı. doktorsuz, bakkalsız, köylerde köy odası, sağlık ocağının bile olmadığı insan seslerinin birbirine karıştığı köyleri ormanlara ses veren çobanları, derelerde çamur düz yamaçlarda evcilik oynayan çocukları ,Yollarda yanında köpeği ile katır sürenleri, ineklere geeeh biçibiçi, koyunlara eeey hehih diyenleri. Yollara türküler söyleyip nağralar atanları, tepesinden baktığımız korkunç uçurumları akşam yaklaştığında, dahada artan karanlıklar içinde gaz feneri ile tarla ve çayırlardan yüktaşıyanları Bağda bahçede çimenlikler üzerinde yemek yiyenleri. Bir gün emekli olunca köyüme geri dönmeyi, Köy yollarını iyileştirmeyi köylere mobil kameralar kurmayı, kaleyi ışıklandırarak yapay şelale yapmayı, taş duvar köy evleri ile ahşap yayla evlerinin turizme açılmasını, iyiki geldiniz hoş geldiniz diye memnuniyetini ifade edip gülümseyenleri, Yol üstünde çiçekleri, kelebekleri, böcekleri, yağmur çamur demeden çimenlerde kuş kelebek peşinde koşan çocukları, telefonsuz, elektriksiz gaz lambalı gazsız, gecelerin bitmeyen çay sohbetleri ile köydeki anıları hayalettim hep.

Hayal etmek yaşamanın umuda yolculuğudur. Eminim sizlerde bu satırları okurken bir yerinde kendi umut yolculuğunuzu, geçmişinizi ve anılarınızı bulacak ne çok ortak yanımız varmış diyeceksiniz.

Kaynak: Halil Güvendi (Sosyal Medya Hesabı)

 

Eklenme Tarihi: 07-11-2018

Bu sitede yayınlanan yazıların tümünün yayın hakkı www.sadikoyu.com'a aittir.

HENÜZ YAPILMIŞ YORUM YOK

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  



Editör
Abdullah Öner MERAL
Ekrem Ünlü
Çakır AYŞA
Sinan GÜVENDİ
Emine GÜVENDİ TEKİN
Yakup PİR

TÜM YAZARLARI GÖR



      REKLAM

www.guvendigayrimenkul.com

          0 532 255 67 15                                



proje3

      ŞADI MENÜ



         ZİYARETÇİLER

Aktif Ziyaretçi 2
Dün Tekil 700
Bugün Tekil 463
Toplam Tekil 1062412