GİRESUN/DOĞANKENT/ŞADI KÖYÜ



Corner left
Corner right

Kim Utansın?

Okunma Sayısı:357


YAZARLAR - Çakır AYŞA
Eklenme Tarihi:2018-04-12 00:05:54


Çakır AYŞA

Ya gurbetçi olduk ya da gurbetçi adayı doğduğumuz topraklarda.

Sarılamadık dağlarımıza, temel atamadık toprağımıza…

Gurbetçi olarak doğduk anamızdan, gurbetçi olarak çıktık sılamızdan, köyümüzden, ocağımızdan.

Aile efradı olarak aynı sofraya sadece çocukluğumuzda oturduk.

Çocukluğumuzda oynadık bütün oyunlarımızı ve çocukluğumuzda güldük belki de en güzel içten, en samimi duygularımızla.

Kısacası çocukluğumuzu en güzelinden yaşadık doyasıya.

Çocukluk bitti.

Doğup büyüdüğümüz köyümüz, yaylamız, obamız, sevincimiz de bitti. Koşarak yürüdüğümüz patika yollarımız kapandı. Yamaç dağlarda kertme yaptığımız izlerimiz paldır bağladı. Gece partisi yaptığımız guzine başları boşaldı. Yiğidinler evin boyunu aştı. İçi dolu evlerin şahidi baca dumanlarımız uçtu gitti sessizce, bulutlara karıştı, ocaklarımız söndü…

Şimdi eşelenmiş bir karınca yuvası gibi evlerimiz. Dağıldık, karınca kadar bile sırtımıza bir lokma almadan, gurbetin en ücra köşelerine. Toprakla oynarken çimento, kireç oldu hamurumuz.

Taşlara basarken tuğlalar, kiremitler oldu yükümüz. Yükümüzü, hamurumuzu harç yaptık, beledik kendimizi içine. Bazen ağladık, bazen güldük, o beşikte sallana sallana. Güldüğümüzde unuttuk, ağladığımızda hatırladık, o beşiğe ait olmadığımızı…

Büyüdük, uslandık sallana sallana.

Bazen düştük, bazen kalktık ama düştüğümüzde bile ezilmedik. Yıprandık tabi…

Kalabalıklar arasında yalnızlığı yaşadık doyasıya, kana kana. Duygular ayrı, düşünceler ayrı, sevinçler  üzüntüler ayrı, topluca kültürler ayrı. Farklı kültürlerde gittik geldik, geldik gittik ama kendimizden kopamadık. Kopmaya çalıştık belki de.

İnsan çocukluğunda şekillenirmiş meğerse.

Maalesef ve maalesef döndük dolaştık kendimizi aradık beton aralarında, sokak başlarında, bazen alışveriş merkezlerinde…

Kimse Keldaş’ı unutmadı, kimse Hocalı’yı, Ören’i, Yardibi’ni, Derekıyısı’nı unutmadı. Kimse yaylasını, köyünü, sofrasını, aşını, dumanını, yağmurunu hatta çamurunu bile unutmadı.

Sılanın taşına toprağına hasret yaşadık yıllarca ahhh çekerek.

Bizi anlatan şarkılar dinledik hep, bizi yazan öyküler okuduk. Şarkılarla avunduk, öykülerle yutkunduk, ninnilerle kendimizi avutmaya çalıştık. Destanlar yazdık her birimiz kendimize, beynimizden kurmaca sözlerle. Hep aynı mısraları doladık dilimize özleme dair, bize dair ne varsa…

Kim utansın şimdi bundan?

Topuklu ottan başka çimeni olmayan Keldaş mı?

Gürgenden başka ağacı olmayan Hocalı mı?

Taflandan başka yemişi olmayan Seğillik mi?

Yakacak odununu sırtına vurdurup seni yantiri yantiri  yürüten İncebacak mı?

Çocukların, gençlerin top sahası olan Arpalık mı?

Bize pancar ile darıdan başka hasat vermeyen, inadına dik, inadına yokuş, önler yapıp belin üstünde denge sağlamaya çalışarak ayakta zor durduğumuz tarlamız mı?

Ayağımız kaysa, tutunmak için köklemesine güvendiğimiz fındık bahçelerimiz mi?

Köyün sadece ortasından geçen taşımızı, tuğlamızı, yemimizi, yiyeceğimizi kısacası yükümüzü sırtımıza saran araba yolu mu?

Kim utansın şimdi bundan ?

Kader mi yoksa biz mi?


AYŞE GÜVENDİ ÇAKICI

NAMI DİĞER ÇAKIR AYŞA

11 NİSAN 2018

Eklenme Tarihi: 12-04-2018

Bu sitede yayınlanan yazıların tümünün yayın hakkı www.sadikoyu.com'a aittir.

Yazarın diğer yazılarını görmek için seçin.

HENÜZ YAPILMIŞ YORUM YOK

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  



Editör
Sinan GÜVENDİ
Çakır AYŞA
Abdullah Öner MERAL
Emine GÜVENDİ TEKİN
Mustafa GÜVENDİ
Yakup PİR
Mehmet Güvendi

TÜM YAZARLARI GÖR



      REKLAM

www.guvendigayrimenkul.com

          0 532 255 67 15                                



proje3 

         ZİYARETÇİLER

Aktif Ziyaretçi 1
Dün Tekil 384
Bugün Tekil 9
Toplam Tekil 971363