GİRESUN/DOĞANKENT/ŞADI KÖYÜ



Corner left
Corner right

BUGÜN ANALAR GÜNÜ

Okunma Sayısı:689


YAZARLAR - Çakır AYŞA
Eklenme Tarihi:2018-05-13 18:07:53


Çakır AYŞA

Bugün analar günü. 

Karşılıksız sevginin, şevkin, merhametin tek bir bedende toplandığı, fedakarlıkta sınır tanımayan anaların günü. 

Bugün bizim analarımızın hiç olmayan, hiç kutlanmayan günü.

Demet demet çiçekleri, kurdeleli hediye paketlerini hiç almayan ama en çok hak eden bizim analarımızın da günü bugün. Ayağıyla taş ezen, yüreğiyle kor söndüren, tuttuğunu koparan fedakar ve güçlü tüm analarımıza armağan ediyorum bu özel günü. Yıl bir on iki ay çalışan, doğum günü, evlilik yıldönümü olmayan senede bir yapılan ot göçü şenliğinden başka özel günü olmayan, o özel günü en güzel şekilde değerlendirip korlu, kaytanlı katırlarla, içi azık dolu çıkınlarıyla, gutni yakalık takıp, çiçekli fistanlar giyinip, ellerine saçlarına kına yakarak hazırlandıkları, adeta bayram havası estiren  o günden başka bugünleri olmayan analarımıza armağan ediyorum.

Geç kalınmış olsa da, bugün onlara gelsin bütün kutlamalar, bütün tebrikler, bütün sevgi sözleri…

Eşinin Cumasını, Pazarını geçirmeyen, çocuk sırtında tohum kazan, çocuk kucağında kemre taşıyan, çocuk önünde arkasında inek koyun yayan analarımıza gelsin.

Aile yaşantısının  günlük düzenini  bozmadan, bütün ev ahalisi uyurken, yeke başına  ışımadan, şafak sökmeden Töngelli’ye, Şükürdüzü’ne, Deregözü’ne  ota güllüğe gidip yollara argış eden  ve daha ev ahalisi uyanmadan ayak uçlarıyla eve sessizce girip, akşamdan yanan ateşin közünü küllenmeden yeniden tutuşturan , bacasının dumanını horoz sesiyle yarıştıran, bucaklık yanda tangıratmadan çoluğuna çocuğuna kahvaltısını hazırlayan analara gelsin.

Ataerkil bir toplumun  parçası olup ,feminist yaşamlardan bihaber, alaturka yaşamın içinde kaybolup giden analara gelsin.

Onca çıtıman yerdeyken, onca odun akak başlarında beklerken, onca boğazlar yıkıkken, eşinin kahvaltısını hazırlayıp, çentiyesini eline verip, Pazara Cumaya uğurlayan analara gelsin.

Bebeğini beleyip, ağzına lokum verip, beşik sallamaya zamanı olmayan, kaynana kaynata uyanacak diye evin içinde hırsız gibi gezinen, kaynanaya, kaynataya gelinlik tutup yani onlarla saygıdan ötürü hiç konuşmadan, düşüncelerini anlatacak kimsesi olmayınca, kendini işe vurup, tüm hırsını elindeki girebiden, belindeki oraktan alan, geleneklere boyun eğen, ineğini danasını doyurup bir taraf etmeden kömden çıkmayan, çayı eşine ikram edip kendisi kant içen, körpe bebeğini bile aile büyüklerinin yanında doyasıya sevemeyen, bir ailenin tüm sorumluluklarını üstlenmiş analara gelsin.

Mesela sapa , tenha  mahallelerde  altı, yedi bilemedin sekiz çocuğunu yıkmadan, yakmadan, ütmeden büyüten sonra da  başka ellere muhtaç olan, yol gözleyen kimsesiz analara gelsin.

Bir oğlan çocuğuna sahip olmak için, dokuz tane doğum yapan,  dokuzuncuda oğlanı bulan, ömrünün hemen hemen yirmi yılını hamilelikle geçiren Ilazgızı’na gelsin.

Hiç çocuk sahibi olamayan,  aile çevresindeki çocuklarla avunup ana kelimesini hiç duymayan Ayşe Gızı Hatun’a gelsin.

Genç yaşta kaybettiği evladının acısına dayanamayıp, “Allah’ım bana da oğlumun derdinden ver.” diyen ve aynı  dertten gözlerini hayata kapatıp oğluna yetişen, mezarını bile evladının ayak ucuna kazdıran Gadagalgızı’na gelsin.

 ‘’Cevdet beni yetim bırakma ‘’diyerek ağıt yakıp bas bas bağıran kanser denen illetten genç yaşta oğlunu kaybeden Zekiyegızına, iki tane evladını bir gün görmeden, topraklara beleyen Goşgilgızı Cevriye’ye gelsin.

İki çocuğunu yan yana sırtına sarıp , tohum kazan Cumutgızı’na, yirmi beş yaşında dul kalıp dört tane çocuğuna hem ana, hem baba olan Gadungızı’na, bıldır sene yine o illet hastalıktan oğlunu kaybeden, hiç doğurmadığı halde onu evlat gibi bağrına basan, Abbas derken, gözlerinden yağmur gibi dökülen Micangızı’na, Tevügogızı’na, Musingızı’na, Düftergızı’na, Halitgızı’na, Tellügızı’na, Ayşagızı’na, Mecitgızı’na, Şıhlıgızı’na , gınalı başlı Hacımemetgızı Saadet’e gelsin.

Elinden girebisi, belinden orağı , omuzundan ipi , sırtından yükü eksik olmayan cefakar, fedakar, çileli, kahırlı, boynu bükük, gözü yaşlı  bütün cümle analarımıza gelsin.

Market pazar bilmeyen, çitteki pancardan, fasulyeden envai çeşit yemek yapan , mısır unundan tatlı,  çörekten mantı yapan analarımıza gelsin.

Bulaşık makinası, çamaşır makinası bilmeden, teknolojinin nimetlerinden yararlanmadan, elleriyle çamaşır bulaşık yıkayan, bilgisayar, akıllı telefon bilmeden ısmarlama haberlerle yetinen, moda kombin bilmeden cim gözlü desenli eteklerle, belinde kuşağı, üstünde peştemalı, omuzunda keşanı düğünlere giden, doğal yaşamın  doğal analarına gelsin. 

Koyun yününün her bir telini değerlendiren, kazanlar kurup o yünleri iç dünyasının renklerine  boyayan, eğircekle ip yapıp rengarenk çullar, dastarlar, ipler, heybeler, çentiyeler dokuyan kınalı elli üretken analarımıza, kendilerinin takamadığı süslü takıları ineklerine, danalarına nazar boncuklu püsküller örüp takan  kınalı saçlı didişken analarımıza, hayatın tüm yükünü iki omuzunda taşıyan  yükü hep ağır olan analarımıza, eşinden hep iki adım geriden giden, çorabına pata, gara lastiğine yama vuran yorgun ayaklı, saygın analarımıza  gelsin .

13 MAYIS 2018 
SAYGILARIMLA
ÇAKIR AYŞE

Eklenme Tarihi: 13-05-2018

Bu sitede yayınlanan yazıların tümünün yayın hakkı www.sadikoyu.com'a aittir.

Yazarın diğer yazılarını görmek için seçin.

HENÜZ YAPILMIŞ YORUM YOK

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  



Editör
Ekrem Ünlü
Çakır AYŞA
Abdullah Öner MERAL
Sinan GÜVENDİ
Emine GÜVENDİ TEKİN
Mustafa GÜVENDİ
Yakup PİR
Mehmet Güvendi

TÜM YAZARLARI GÖR



      REKLAM

www.guvendigayrimenkul.com

          0 532 255 67 15                                



proje3 

         ZİYARETÇİLER

Aktif Ziyaretçi 2
Dün Tekil 335
Bugün Tekil 332
Toplam Tekil 1031015