GİRESUN/DOĞANKENT/ŞADI KÖYÜ



Corner left
Corner right

Fındık Tarımı

Okunma Sayısı:254


YAZARLAR - Ekrem Ünlü
Eklenme Tarihi:2018-10-02 21:50:29


Ekrem Ünlü

Doğankent’te fındık tarımı en önemli gelir kaynağıdır. Bü­tün köylerde eskiden ekim alanı olan tarlalara fındık ocakları dikilmiş ve her yan fındık bahçesi olmuştur. Hatta ormanlık alanlarda kesilip fındık bahçelerine dönüştürülmüştür.

 

Fındık Nedir ve Nasıl Bir meyvedir?

Basit, yuvarlak yaprakların kenarları çift dişli, ucu sivri­dir. Çiçekler yapraklardan hemen önce ilkbaharda açar. Bir evciklidir. Erkek çiçekler kedicik şeklinde 5-12 cm uzunlu­ğunda sarı renklidir. Dişi çiçekler çok küçük, kış boyunca tomurcuklarda gizlenir, 1-3 mm uzunluğunda kırmızı renk­lidir.

Nuks meyve 1-2,5 cm uzunluğunda 1-2 cm çapındadır. Kabuğun etrafını tamamen veya kısmen kuşatan bir kadeh­cik bulunur. Kadehciğin şekil ve yapısı fındık türlerinin teş­hisinde önemlidir.

 

Fındık Hangi İklim’de Yetişir?

Fındık nemli ılıman iklim bitkisidir.

Yıllık ortalama sıcaklıkların 13-16 °C kış sıcaklık ortalamalarının 7-8 °C ve yaz sıcaklık ortalamalarının 20-25 olması yanında yıl içinde düzenli dağılmış olan yıllık 700 mm’nin üzerinde yağışa ihtiyaç duyar. Yıllık 700 - 1500 mm arasındaki yağış alan bölgelere iyi adapte olmuştur.

Fındık yetiştirilen sahalarda havada ve toprakta her zaman belirli bir nemin bulunması, Özellikle haziran temmuz aylarında nispi nem oranın yüzde 60’ın altına düşmemesi gerekir.

Yetişme Koşulları Kışların ılık geçtiği nemli ve humuslu toprağı sever Yıllık 1000-2000 mm. kadar yağış ister fındık. 2 santigradın altındaki sıcaklıklarda zarar görür. Don olayları ürün miktarı ve kaliteyi düşürür.

 

Fındık Hangi Alanlarda Yetişir?

1950-1996 arası döneme ait yıllık istatistiki veriler incelendiğinde Türkiye’de fındık dikim alanlarının sürekli genişlediği görülmektedir. 1950 de 159 bin hektar iken, 1970’de 243 bin hektara ve 1996’da 363 bin hektara ulaşmıştır.

Bu gün ise fındık dikili arazi 700 bin hektarı geçmiştir.

Türkiye’de fındık yetiştirilen alanların giderek genişlemesinde çeşitli ekonomik ve sosyal faktörler etkili olmuştur.

Şöyle ki; 

1. Fındığın ekonomik değerinin artması; Söz konusu faktörlerin başında gelmektedir. Gerçekten 1964 yılından bu yana uygulanan fındık taban fiyatı ve destekleme alımı politikasıyla fındık alım fiyatları üretimi teşvik edici yüksek seviyelerde tutulmuştur. Böylece fındık üretimi diğer ürünlere (Özellikle mısıra ) oranla daha cazip hale gelmiştir. Destekleme alımları ile verilen pazar garantisi ve yüksek fiyat fındık dikim alanlarının genişlemesinde en önemli faktör olmuştur.

2. Doğu Karadeniz kıyı kesiminde kalabalık kır nüfusuna karşılık tarım alanlarının azlığı ve yetmezliği, nüfusun bir kısmını göçe zorlamış ve Doğu Karadeniz’den özellikle Bolu Sakarya, Kocaeli, Zonguldak gibi illerin kırsal alanlarına yapılan göçlerle fındık ziraatı Batı Karadeniz ve Marmara bölgelerinde yayılmıştır.

3. Karadeniz Bölgesinde 1960’lı yıllardan sonra gelişen “gurbetçilik” (yılın belli dönenlerinde iş bulmaya da bağlı olarak yerleşme dışında özellikle büyük şehirlerde işçi olarak çalışmak) şeklindeki mevsimlik göç hareketi, bütün yıl bakım gerektirmeyen fındık yetiştiriciliğini özendirmiştir.

1960’lı yıllarda başlatılan destekleme alımları ve yüksek fiyat uygulamaları başlangıçta Doğu Karadeniz de zor şartlarda daha yüksek maliyette üretim yapan fındık yetiştiricilerini desteklemeyi amaçlarken, zamanla maliyetlerin daha düşük, verimin ise daha yüksek olduğu Doğu Karadeniz dışındaki özellikle ova arazilerdeki üreticileri destekler hale gelmiştir. Onları daha fazla yetiştirmeye teşvik etmiştir.

Bu sonuçlar göz önüne aldığımızda, Türkiye’de fındık üretimi yapılacak alanların belirli esaslara bağlanması ve üretimin planlanmasının daha 1960’lı yıllarda yapılmasının gereği açıkça ortaya çıkmıştır. Ancak bu yapılamamıştır. Bu konuda 1983 yılında yayınlanan 2844 sayılı “fındık üretiminin planlanması ve dikim alanlarının belirlenmesi“ hakkındaki kanun geç kalınmış olmakla birlikte oldukça önemli bir adımdır.

Kanunun amacı fındık üretiminin en uygun alanlarda yapılması ve üretimin talepteki gelişmelere göre yönlendirilmesi olarak ifade edilmektedir. Kanuna göre fındık üretimi yapılacak alanlar bakanlar kurulunca belirlenecek alanlarla sınırlandırılacak ve fındık üretimine izin verilecek alanların tespitinde fındığın kalitesi ve arazinin durumu esas alınacaktır.

Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra izin alınmadan yeni fındık bahçesinin dikilemeyeceği ve belirlenen alanlar dışındaki mevcut bahçelerin yenilenemeyeceği hükmü getirilmiştir. Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten altı ay içinde Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Köy İşleri Bakanlığı’nın müştereken hazırlayacağı yönetmenliği resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe konulması öngörülmüştür. Ancak söz konusu yönetmelik altı yıl gecikme ile 1989’da yayınlanabilmiştir. Bu yönetmenlikle fındık üretimi yapılacak alanlar:

1. Rakımı en çok 750 m’ye kadar olan yüksekliklerde

 2. Meyli en az % 12 olan arazilerde

3. Arazi kullanma kabiliyet sınıfı 4. sınıf ve daha yukarda ki araziler olarak belirlenmiştir.

Nihayet 1993 de fındık üretimine izin verilen alanların siyasi sınırlarını belirleyen Bakanlar Kurulu kararı resmi gazetede yayınlanmıştır. Ancak bu karara kimse uymamıştır. Yeşilırmak Deltasında yer alan Çarşamba ve Terme ilçelerinde fındık ziraatına izin verilmesi herkesi şaşırtmıştır.

 

Fındık Nasıl Yetiştirilir?

Fındık ağacı humus bakımından zengin, hafif kumlu, killi serin toprakları sever. Kökleri dik olarak 1 m derinliğe kadar iner. Killi topraklarda, daha çok, tombul fındık, kumlu-killi topraklarda ise sivri fındık yetişir. Yapraklarını döküp toprakta humus meydana getiren ağaçların gölgeliklerine, soğuk bölgelerde güneye bakan, kuzeye kapalı yerlere dikilmelidir.

Fındık tohumundan, çelikle, daldırma ile aşı ile üretilebilirse de en iyisi kök diplerinden süren fışkınlarla yetiştirmektir. Bu sürgünler ilkbahara yakın, ağaçlar daha yapraklarını açmadan, köklü olarak alınır, derince kazılmış toprağa topluca dikilir. Baharla birlikte topraktan alınıp derince kazılmış yerlere belli aralıklarla dikilir. Bu dikimden sonra fidanlar yetişene kadar her yıl altları kazılıp gübre koyulur. Fidanların yetişmesi için gerekli bakımlar yapılır. Fidanlar, 4-5 yıl sonra yemiş verir. Yemiş vermiş ağaçların da, kıştan önce, dipleri açılarak aralarındaki toprak bellenmeli, toprağa yakın iki fışkın bırakılarak öteki fışkınlar kesilmelidir. Yaşlı dallar sonbaharda budanmalı, toprağa baharda meyve vereceği zamana yakın bol gübre koyulmalıdır.

Fındık kökleri ile her yıl topraktan devamlı besin maddesi almaktadır. Zamanla toprakta besin maddelerinin tükenmesi ile gelişim bozuklukları ve üründe azalmalar meydana gelir. Toprakta noksan olan besin maddelerinin tekrar toprağa verilmesi işlemine gübreleme, bu amaçla kullanılan materyale de gübre denilmektedir. Gübrelemeden beklenilen faydanın sağlanması, toprakta hangi besin maddesinin noksan olduğunun ve noksanlık derecesinin belirlenmesi ile mümkündür.

Hatta kışlık gübreler çıktı onlarda bahçe altlarına koyulmalıdır. Yine bahçe altlarına birkaç yılda bir kireç koyulması, ayrıca mümkünse hayvansal gübreler koyulması mahsül verimi bakımında çok faydalı olur.

Toprağa verilecek hayvan gübresi ve benzeri organik gübreler toprağın verimliliğinin artmasına, toprakta besin maddelerinin tutulmasına, su tutma kapasitesinin ve katyon değişim kapasitesinin yükselmesine, toprağın havalanma ve işlenmesine, toprağın erken tava gelmesine ve agregat teşekkülüne olumlu etkiler yapmaktadır.

İyi bakılan fındık ağacı 50-60 yıl yaşar.

Yine fındığa dadanan zararlı böcekler vardır, bu böceklerin başında fındık kurdu gelir. Larva halindeyken yemişin içine girip tırtıl olan bu böcek fındığın içini yer bitirir. Bir de oberea linkaris denilen bir tırtıl daha vardır ki bu da filizlerin içini kemirir, yapraklar solar, buruşur. Bunlara karşı vaktinde çeşitli ilaçlarla ilaçlama yapılmalıdır. Yine son yıllarda fındıkta bir küf olayı başlamıştır. Bu küf olayına karşı da ilaçlama yapılmalıdır.

Hasada başlamadan önce fındık bahçelerinde genel bir temizlik yapılmalıdır. Bölgenin yağışlı olması ve buna bağlı olarak ta yabancı ot ve dikenlerin bol ve hızlı gelişme göstermesi fındık hasadını güçleştirdiği gibi yere düşen fındığın kaybolmasına sebep olmaktadır. Onun için hasattan en az 5-10 gün önce bahçenin kerinti adı verilen aletle temizliğinin iyice  yapılması gerekmektedir.

 

Fındık Hasadı Nasıl Yapılır?

Fındığın en iyi hasat edilme şekli silkme suretiyle yerden toplanmasıdır. Bölgede bu tür hasada imkân verecek bahçeler çok azdır. Bu hasat şeklinde fındıklar tam hasat olgunluğunda toplandığından randıman ve kalite iyi olduğu gibi dal ve dalcıklar iyi gelecek yılın mahsulünü oluşturacak olan tomurcuklar da zarar görmemiş olur.

Bölgede daha çok uygulanan hasat şekli; daldan el ile toplanmalıdır. Bu hasat şeklinde dikkat edilecek olan en önemli hususlar; dalların birbirine sürtünmemesi, çotanakların dala birleştiği yerden tek tek koparılması ve gelecek yılın mahsulünü oluşturacak olan dal, dalcık ve tomurcukların dökülmemesi için sıyırma şeklinde toplama yapılmaması ve hasadı yapılan dalın dikkatlice yerine bırakılmasıdır. Ayrıca bahçe içerisinde bulunan fındık çeşitleri birbirine karıştırılmadan ayrı ayrı toplanmalıdır.

Hasatta 5-7 kg. lık ve bele bağlanan sepetler kullanılmaktadır. Bir kişi ortalama günde 50-60 kg. kavsul fındık toplayabilmektedir. Toplanan bu kavsul fındığın yaklaşık 1/3 nispetinde değirmenlik kuru fındık elde edilmektedir.

 

Fındık Harmanı Nasıl Yapılır?

Sepetlere toplanan fındıklar yörelere göre harar, selek veya çuvallara 30-40 kg olarak doldurmak suretiyle sırtta ve ulaşım araçları ile harman yerlerine taşınırlar. Bölgede harman yerleri, genellikle düz hafif meyilli çayırlık ve sert toprak olan yerlerdir. Harman yerlerinin hafif bir meyil verilerek betondan yapılması bölgenin iklim şartları da dikkate alınırsa en uygun olanıdır.

Harman yerine getirilen fındıklar yığın halinde bekletilmemelidir. Hemen tırmık ile harman alanına 10-15 cm. kalınlıkta bir tabaka halinde serilir. Güneşli havalarda tahta kürek veya tırmık ile her gün karıştırılarak 3-5 gün kurutulur. Belli bir miktar kuruyan bu fındıklar patoz denilen fındık ayıklama makinesine verilmek suretiyle kavsullarından ayrılırlar. Ayıklanan bu fındıklar toprak harmanlarda bez, beton harmanlarda ise bez kullanmadan 2-4 cm. kalınlıkta serilir. Güneşli havalarda her gün 2-3 defa tırmık ile karıştırarak kurumaları sağlanır. Bu şekilde 3-4 gün kuruyan fındıklar savurma makinalarında savrulmak suretiyle toz, toprak, kavsul parçalarından ve boşlarından ayrılırlar. Bu şekilde temizlenen fındıklar tekrar harman yerine serilerek içlerinde bulunan taş, toprak gibi sert ve yabancı cisimler alınır. Kırık, kurt delikli fındıklar ile karışan diğer fındık içlerinden seçilir, çuvallara doldurur ve ağızları dikilerek pazara götürülmek üzere hazırlanır.

 

Türkiye’de Yetişen Fındık Türleri Nelerdir?

Tombul (Yağlı) Fındık: Kabuğu ince, açık renk, içi yuvarlaktır. Yüksek yerlerde de yetişir.

Sivri Fındık: Kabuğu kalın, esmer, içinin ucu sivri, dibi yuvarlaktır. Soğuğa pek gelemez, deniz kıyılarında daha iyi yetişir.

Palaz Fındık: Tombul fındıktan daha iri, biraz yassıdır, kabuğu koyu kırmızıdır. Deniz kıyılarında, toprağının altı çakıl olan yerlerde daha iyi yetişir.

Badem Fındık: Sivri fındıktan daha iri, daha yassıdır. Kabuğu incedir, kırmızıya çalar koyu renktedir. Biçimi bademi andırır, lezzetli bir fındıktır.

Kara Fındık: Kalın kabuklu, esmer renkli, iri, az yağlı bir fındıktır.

Kuş Fındığı: Tombul fındığa benzer; yalnız, dibi düz değildir, kabuğu parlak, incedir.

 

Dünya’da Fındık Üretilen Devletler Hangileridir?

Dünyada en çok fındık sırasıyla; Türkiye, İtalya, ABD, Azerbaycan, Gürcistan, İspanya gibi ülkelerde yetiştiriliyor. 

Fındık üretimi olmamasına rağmen dünyaya fındık satan Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve İsviçre gibi ülkeler!.. 

Yani bizden alıp diğer dünya pazarlarına satıyorlar

Dünyada fındık verimi ilgili de ilginç veriler var; 

Türkiye'nin fındık verim ortalamasının dekara 94 kg olmasına rağmen, ABD'de dekara ortalama verim 444 kg. Yani bizim 4 katımızdan daha fazla… 

Diğer bazı ülkelerde verimde bizden çok iyi; 

Yunanistan’da 325 kgGürcistan'da 249 kgİtalya'da 187 kgİspanya'da 129 kg dekara verim alınabilmektedir. 

400 bin aile, yaklaşık 2 milyon kişi geçimini doğrudan fındıktan sağlıyor!

 

Fındık Üreticilerinin Örgütlenme Süreci?

Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinden biri olan fındığın üretim ve satışında rasyonel çalışma yolları aramak üzere, 10 Ekim 1935 Perşembe günü, o zamanki adı ile Ekonomi Bakanının himayesi altında Ankara’da Birinci Ulusal fındık kongresi toplanmıştır. İki gün sonra da Tarım satış kooperatifleri ve birlikleri kanunu ve tarım satış kooperatifi ana mukavelenamesi adını taşıyan 2834 sayılı kanun kabul edilerek 2 Kasım 1935 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yasanın çıkmasından 3 yıl 8 ay sonra; 14 Haziran 1938’de Ordu 17 Haziran 1938’de Giresun, Bulancak ve Keşap 7 Temmuz 1938’de Trabzon Kooperatifleri kurulmuştur. Bu 5 kooperatif 28 Temmuz 1938’de kısa adı FİSKOBİRLİK olan Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliğini kurmuştur.

Fiskobirlik ve bağlı Kooperatifler 28.07.1938 tarihinden 30.04.1985 tarihine kadar 2834 sayılı, 30.04.1985 tarihinden 16.06.2000 tarihine kadar 3186 sayılı ve 16.06.2000 tarihinden itibaren ise 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun ve bu Kanunlara istinaden Bakanlar Kurulunca çıkartılan Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliği Ana sözleşmelerine göre faaliyetlerini sürdürmektedir.

Anılan Kanun ve Ana sözleşme hükümleri gereği, Fiskobirlik ve bağlı Kooperatifler fındık alım ve satımlarını 1964 yılına kadar kendi nam ve hesabına gerçekleştirmiş olup, ancak bu tarihten itibaren çıkartılan Bakanlar Kurulu Kararnameleri ile 1994 yılına kadar doğrudan veya dolaylı olarak hazine adına fındık alım satımını yapmıştır.

1994 yılından 2000 yılına kadar DFİF’ den (Destekleme ve Fiyat İstikrarı Fonu) kredi kullanarak fındık alımı yapılmıştır. 2002 yılında da Bakanlar Kurulu Kararı ile Hazine adına fındık alımı yapılmıştır. 2003 yılından itibaren tamamen kendi nam ve hesabına fındık alım satımını gerçekleştirmiştir.

Ancak; 4572 sayılı kanununun geçici 1/A maddesi gereği, Yeniden Yapılandırma programın kapsamında sürdürdüğü faaliyetlerini 03.01.2006 tarihinden itibaren (Yeniden Yapılandırma programından çıkarıldığı için) 4572 sayılı yasa ve Tarım Satış Kooperatifleri Birliği Ana sözleşmesi hükümlerine göre faaliyetlerini özerk olarak sürdürmektedir.

 

FİSKOBİRLİK Neden Özelliğini Yitirdi?

Fındık üreten yerlerde örgütlenmesini tamamlayan FİSKO birlik neden özelliğini yitirmiş ve piyasadan çekilecek hale düşmüştür. Biraz bu konuyu araştıralım.

Fındığa FİSKO birlik 7 lira taban fiyat koymuş, tüccar da 6,80 liradan almaya başlamıştır.

Ne olduysa dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Rize’de yaptığı konuşmanın ardından fındık fiyatları dibe vurmuştur.

Başbakanın bu konuşmasının bilinçli mi yoksa bilinçsizce mi yapıldığını bilemiyoruz. Bu konuşmanın yapılmasında yönetim kurulu başkanının başka bir siyasi taraf olmasının etkisi oldu mu? Fiskobirlik yönetimine kendi siyasi görüşüne yakın insanlardan oluşturmayı mı amaçlıyorlardı? Yönetimi alamayınca üreticiyi Fiskobirlik’ten koparmaya mı çalıştılar?

Fındık üreticisinin aklına takılan tüm bu soruları bizim cevaplamamız zor. Ancak bu konuşmanın ardından fındık fiyatlarının dibe vurması fındık üreticisini çok mağdur etti.

FİSKO birliğin etkisiz hale gelmesi, TMO’nun devreye girerek üreticiye destek verildiğinin söylenmesi FİSKO birliğin açıkladığı fiyatın yarısına hatta daha aşağı fiyatlarla 3-4 liradan üreticiden fındığı toplanması, tüccarların 2-3 liradan fındık alması, TMO’nun ödeme yapmadığı dönemlerde fiyatı daha da aşağı çekmesi üreticinin maliyetleri karşılayamaması ve zarar etmesine yol açtı.

TMO’nun koyduğu kriterlere uymayan fındıkları almaması üreticiyi tüccara mecbur bırakmış, tüccar bunu fırsat bilerek çok ucuza fındık toplamıştır. Asıl acı olanı ise TMO’nun geri çevirdiği fındığı alan tüccarların TMO ofislerinde görev yapan yetkililerle kurdukları tezgahla daha çuvalları dökmeden arabayı TMO ofisinin önüne çekip aynı fındığı iki katı fiyatına TMO’ya satmaları ve buradan büyük bir vurgun yapmalarıdır. Bu vurgunların ortaya çıkarılması mahkeme süreçlerinde herkes gördü.

FİSKO birliği denetleyerek yapılan yanlışları ya da yanlış yapanları cezalandırması gereken hükümet, FİSKO birlik hakkında yapılan kara propagandaları görmezden gelmiştir. Aynı yöntemle Türkiye’deki birçok üretici birliği ya çökmüş ya da işlevini yitirmiştir.

Bu durum da üreticilerin ürünlerini tüccarların hizmetine sunmuş, üreticilerin tutunduğu bütün duvarlar yıkılarak ve işlevsiz hale gelmiştir.

TMO’nun alım yapmadığı ya da destek vermediği dönemlerde üretici birkaç büyük fındık tüccarının yada toptancısının eline düşmüştür.

İşte fındık üzerine oynanan oyunlar böyle başladı.

Şimdi ise örgütsüz kalan fındık üreticileri yaşadıkları köyleri terk edip iş ve aş için büyük şehirlere göç etti. Oralarda da sermayenin iş adamlarının ucuz iş gücü taleplerinin esiri oldular.

Oysa, fındık gibi ticari ve ihracat değeri yüksek bir ürün hiç pahasına tüccarın eline düşürülmeden devlet tarafından üreticiyi tam anlamıyla koruyarak alınması gerekirdi.

Şimdi fındık ihracatçısı üreticiden 13-14 liraya aldığı fındığı 28-30 liradan satarak  %100 yakın kar ediyor. Bu oyunu bozmak için üreticinin hiçbir gücü yok. Fındık üreticisinin oy verirken tüm bu olumsuzlukları göz önüne alması gerektiği açıktır.

Tüm üreticileri ve yöre halkını fındığımıza ve alın terimize sahip çıkmaya davet ediyorum.

Fındığımızı onların belirlediği fiyatlara satmayalım. Toprağımıza küsüp topraklarımızdan vaz geçmeyelim. Bahçelerin bakım zamanı geliyor. Bahçelerimizin bakımlarını yapalım. Diplerini temizletelim, arkalarını kazdıralım,  günü gelince gübresini koyup ilacını vuralım. Gerekli hizmetleri yapalım. Ürünlerimizi kesinlikle bu ürün mafyalarının ellerine bırakmayalım. Ürünlerimizle ve alın terimizle oynayanlara oy vermeyelim. Tüm bu haksızlıklara karşı direnelim. Direnerek ya kazanacağız ya da yok olacağız.

 

Fındığı Bu Kadar Önemli Kılan Ne?

Fındık dünyada aranan iyi bir meyve. Çikolata sanayinin vazgeçilmezi. Ayrıca insan sağlığına çok faydalı bir meyve.

Fındığın faydaları, çok iyi bir enerji kaynağıdır. Vücuda güç ve enerji verirken, beden ve zihin yorgunluğunu giderir. Fın­dık, kalp ve damar sağlığı açısından çok faydalıdır. Koleste­rolü düşürür, kalp ritmini ayarlamaya yardımcı olur. Düzenli olarak her gün fındık yemek kalp krizi geçirme riskini azalt­makta çok etkilidir. Kansızlığa iyi gelir, vücut ve kemik geli­şimini destekler. Hamilelerin hem kendileri için hem de do­ğacak çocuk için fındık yemeleri çok faydalıdır. Cinsel gücü arttırır, varislere iyi gelir. Fındık, soğuk algınlığı ve akciğer hastalıklarına da faydalıdır. Ayrıca, cildi güzelleştirdiği bilin­mektedir. En önemli özelliği ise kansızlığa çok iyi gelmesidir.

Böylesine öneme haiz mahsulümüze sahip çıkalım. Dünyanın en kaliteli fındığı Türkiye’de yetiştiriliyor. Türkiye’nin de en kaliteli fındığı Harşıt vadisinde yetişiyor. Bu yapılan muhtelif analizlerle ispatlanmıştır. Bunun değerini ve önemini bilip ona göre sahiplenmeliyiz. 

Saygılarımla…

 

Ekrem Ünlü

2 Ekim 2018

 

Eklenme Tarihi: 02-10-2018

Bu sitede yayınlanan yazıların tümünün yayın hakkı www.sadikoyu.com'a aittir.

Yazarın diğer yazılarını görmek için seçin.

HENÜZ YAPILMIŞ YORUM YOK

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  



Editör
Abdullah Öner MERAL
Ekrem Ünlü
Çakır AYŞA
Sinan GÜVENDİ
Emine GÜVENDİ TEKİN
Yakup PİR

TÜM YAZARLARI GÖR



      REKLAM

www.guvendigayrimenkul.com

          0 532 255 67 15                                



proje3

      ŞADI MENÜ



         ZİYARETÇİLER

Aktif Ziyaretçi 3
Dün Tekil 613
Bugün Tekil 59
Toplam Tekil 1045772