GİRESUN/DOĞANKENT/ŞADI KÖYÜ



Corner left
Corner right

6 FİLO’DAN KANLI PAZARA

Okunma Sayısı:523


YAZARLAR - Ekrem Ünlü
Eklenme Tarihi:2019-05-05 22:01:24


Ekrem Ünlü

Temmuz 1968...

Gazetelerde "Avrupa'yı kasıp kavuran sıcak dalgasının İstanbul’u da kasıp kavurduğu, hava sıcaklığının 37 dereceye çıktığı" haberleri yayınlanmakta. O ay yükselen sadece hava sıcaklığı değildir. 1968 yılında bütün dünyada yükselen öğrenci hareketleri, ülkemizde de yükselecek, öğrenci gençliğin anti-emperyalist eylemleri giderek büyüyecektir... 

Haziran ayında İstanbul ve Ankara'da başlayan üniversite boykotları, işgallere dönüşür. Devrimci öğrenciler, Temmuz ayının başında başlayan ve 9 Temmuz'da anlaşmayla sona eren DİSK üyesi işçilerin İstanbul'da Derby Lastik Fabrikası'nı işgalini destekler. Boykotlar, işgaller, mitingler, yürüyüşler...

Giderek çoğalmakta, "öğrenci hareketleri" olarak başlayan olaylar yaygınlaşmaktadır. 

Gelin o günlere kısa bir yolculuk yapalım.

15 Temmuz 1968...

ABD'nin Akdeniz'de görev yapan 6. Filosuna bağlı İndependence uçak gemisi ile beş destroyer İstanbul'da Dolmabahçe'ye demirler. Sekiz günlük bir ziyaret için Türkiye'ye gelen 6. Filo, rıhtıma girişinde 21 pare top atışıyla karşılanır.

6. Filo'yu başka karşılayanlarda vardır. Öğlen saatlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öğrencisi bir grup rıhtıma gelir. Dolmabahçe'de boş duran bir bayrak direğine, yarıya indirilmiş Türk bayrağı çekerler. İTÜ Talebe Birliği Başkanı  (Giresun Alucralı) Harun Karadeniz: "Türkiye'nin tam bağımsız olduğuna inanmıyoruz ve onun için de bayrakları yarıya kadar çekiyoruz." diyerek protesto eyleminin amacını açıklar. 

6. Filo'yu protesto etmek için bir araya gelen devrimci öğrenciler, İTÜ Talebe Birliği binasında toplanır. 1967 yılından başlayarak her yıl 6. Filo'nun İstanbul'a geldiğinde sürdürülen eylemleri kararlaştırmak üzere toplanmışlardır. Bu yılda, geçmiş yılda olduğu gibi Amerikan askerlerinin özellikle Beyoğlu'nun eğlence yerlerinde dolaşırken keplerini kapmak, üzerlerine mürekkep, "çata-pat" denilen küçük patlayıcılar atmak ve bazen de dövmek gibi eylemleri sürdürmek üzere anlaşırlar. O akşam Amerikan askerleri yine Beyoğlu'nun ara sokaklarında kovalanır, üzerlerine mürekkep ve çata-patlar atılır. Dolmabahçe'ye, rıhtıma dönen iki Amerikan askeri minibüsü taşlanır... 

İTÜ talebe yurduna baskın Amerikan askerlerine karşı yapılan eylemler, 16 Temmuz'da artarak sürer. Geceleyin Beyoğlu'nda Amerikan askerlerinin üzerlerine siyah boya ve katran atılır. Polisle devrimci öğrenciler arasında çatışmalar çıkar, 29 öğrenci gözaltına alınır. Çatışmalar Adliye'de de sürer.

16 Temmuz gününü, İTÜ Talebe Birliği Başkanı Harun Karadeniz'in "Olaylı Yıllar ve Gençlik" isimli kitabından birlikte okuyalım:

"Bizim gezemediğimiz kendi vatanımızda Amerikan erlerinin gezmesini düşünmek bile insanı deli ediyor. 6. Filo düpedüz işgal ordusu konumunda geliyordu. Biz sokağa çıkmaya korkuyorduk. Fakat öğrenci yurdunun hemen karşısındaki bir otelin kapısında bir İmpala taksi duruyordu ve içinden bir Amerikalı er ile bir Türk hanımı iniyor ve otele gidiyorlardı. Bu sahne yüzlerce defa öğrencilerin ve polislerin gözü önünde tekrarlanıyordu. Amerikalı askerler gidip Türk kızlarıyla yatıyor Polisler de otelin kapısında nöbet tutuyorlardı..."  Kısaca kadınları alıp otel odasına giden conileri bekliyorlardı. Bu rezilliğe başkaldıran ve olayları protesto eden öğrencileri de tutukluyorlardı. Saatler gece yarısını geçmiş, İTÜ Talebe Yurdu'nun önü öğrencilerle dolmuştu. Toplum Polisi Taksim Meydanı'na kadar önlem almış, yurdun etrafını sarmıştı. Saat 01.30'da Dolmabahçe'ye doğru yanlarındaki kadınlara sarılmış bir şekilde yürüyen Amerikan askerlerine öğrencilerin laf atması üzerine Amerikan askerlerinin karşılık vermesi ile başlayan olaylar sırasında polis bir öğrenciyi gözaltına alır. Olay sırasında bir komiser öğrenciler arasında kalır ve rehin alınır. Saat 02.45'de İnzibat Albayı Silahçıoğlu tarafından öğrencilerin gözaltındaki arkadaşlarının serbest bırakılması isteği kabul edilir ve komiser ile devrimci öğrenci takas edilir.

Bu olaydan sonra saldırı için hazırlık yapan polis, saat 04.30'da İTÜ Gümüşsuyu binasına saldırır. 20 Ekim 1978 günü Bakırköy'de faşistler tarafından öldürülecek olan İTÜ Rektörü Prof. Dr. Bedri Karafakioğlu, polisin İTÜ Yurdu'na girmesine izin verir. Yurdun kapısını kırarak içeri giren polisleri durduramayan öğrenciler, hunharca dövülürler. Yataklarında uyumakta olan öğrenciler, koridorlarda sürüklenir. "Öldürün piçleri..." diye bağıran polisler, bir öğrenciyi de ikinci kat penceresinden aşağı atarlar. Saldırı on beş dakika sürdükten sonra, inzibat askerleri olaya müdahale ederek polisleri, yurttan dışarı çıkarırlar. Yaralılar, hastaneye kaldırılır. Pijamalı, atletli, yarı çıplak öğrenciler Taksim Meydanı'na yürüyerek Atatürk Anıtı'na pankart ve dövizlerini bırakırlar. 

İTÜ Yurdu'nun ikinci kat penceresinden dövülerek aşağı atılan genç, 1943 Konya doğumlu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi ve Türkiye İşçi Partisi üyesi Vedat Demircioğlu'dur. Demircioğlu, yaralı iki arkadaşı ile birlikte ağır yaralı olarak Beyoğlu İlkyardım Hastanesi'ne kaldırılır. Polisin vahşice saldırısı sonucunda 53 öğrenci ve 4 polis yaralanırken, 32 öğrenci de tutuklanır. 

"AMERİKALI İT, EVİNE GİT!" 

17 Temmuz Çarşamba sabahı, sabaha karşı İTÜ Yurdu'na yapılan bu saldırıyı duyan devrimci öğrenciler İTÜ Yurdu önünde toplanırlar. Taksim İlkyardım Hastanesi'ne kaldırılan yaralı arkadaşları Vedat Demircioğlu, Alpaslan Ertuğrul ve Kerim Taşdöğen'i ziyaret ettikten sonra yine Gümüşsuyu'na, İTÜ'ye dönerler. Saat 12.50'de "6. Filo'yu ve polisi protesto etmek üzere Taksim'e doğru "Bağımsız Türkiye", "Kahrolsun Amerika", "Amerikalı it, evine git" sloganlarıyla" yürüyüşe geçilir. "Zehir Hafiye" lakabı ile tanınan dönemin İçişleri Bakanı Faruk Sükan'ın istifasını isteyen sloganlar da atan öğrenciler, tekrar İTÜ Yurdu'na dönerler. Vedat Demircioğlu komadadır. 27 Mayıs 1960 'tan sonra polisin üniversiteye yaptığı bu saldırı karşısında devrimci öğrenciler öfkelidir. İTÜ Yurdu önünde liderliğini Deniz Gezmiş'in yaptığı "Demokratik Devrimciler" adıyla anılan Devrimci Öğrenci Birliği  (DÖB) üyesi devrimci öğrenciler ile "Sosyalist Devrimciler" olarak anılan Türkiye İşçi Partisi (TİP) çizgisindeki Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) üyesi devrimci öğrenciler arasında tartışmalar yaşanır. FKF üyesi öğrenciler yürüyüşün bitirilmesini, DÖB üyesi öğrenciler ise Dolmabahçe'ye inilmesini istemektedir. DÖB'lü öğrenciler, FKF yöneticilerini dinlemeyerek yürüyüşe devam eder. Dolmabahçe'ye adeta koşarak inen öğrenciler, rıhtımdaki Amerikan askerlerinin irtibat bürolarını ateşe verirken, botla denize açılmaya çalışan Amerikan erleri dövülerek denize atılır. Amerikan askerlerini taşıyan araçlar taşlanır. Amerikalı erler denize açıldıklarında Dolmabahçe rıhtımı “6. Filo Defol!" sloganlarıyla inlemektedir. Olaylar ancak gece yarısı yatışır. Vedat Demircioğlu ise komadan çıkamayacak ve 24 Temmuz günü yaşamını yitirecektir. 

17 Temmuz 1968, "gençlik olayları" olarak adlandırılan antiemperyalist eylemlerin seyrinde dönüm noktası olur. Vedat Demircioğlu'nun ölümü, devrimci öğrenciler arasındaki fikir ayrılığının sokağa yansıması 1968 yazına damgasını vuran olaylar olarak sol hareketin tarihine geçer. O günden başlayarak Vedat Demircioğlu ve "Dolmabahçe Direnişi" devrimci öğrencilerin uzun yürüyüşünün bayrağı olacaktır

6. Filo Eylemleri, 1967-1971 

6. Filo eylemleri anti-emperyalist mücadelede önemli bir sembol haline gelmiş, tarihimizin en onurlu sayfalarında yerini almıştır. ABD'nin 6. Filosu ülkemize uğradığı her yerde adeta geldiğine pişman edilmiştir. Ne filo kendini koruyabilmiş, ne de işbirlikçileri onları koruyabilmiştir. 

Ekim 1967'de 6. Filo Türkiye'ye gelecekti. Gençlik günler öncesinden hazırlandı Filo'nun gelişine. İTÜ, Yıldız Teknik ve ODTÜ Talebe Birlikleri, 7 Ekim 1967'de Amerika'yı protesto eden ve karaya çıkışlarını engellemeyi amaçlayan bir miting düzenlediler. Geç saatlere kadar beklendi fakat 6. Filo'dan tek bir Yankee bile Dolmabahçe'den karaya çıkmaya cesaret edemedi. Sabah Dolmabahçe'den karaya çıkması planlanan Filo komutanı Koramiral William İ. Martin de korkudan çıkamamıştı. Bir helikopterle Amerikan konsolosluğuna gidip aynı biçimde gemisine dönmüştü. 

6. Filo'ya karşı Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) tarafından yayınlanan bildiride şöyle deniyordu: “Türk Bayrağı Açılmış ve Protestolar Devam Ediyor 
"Amerika'nın Vietnam'daki vahşetine, Türkiye'deki pervasızlığına dur demenin zamanı gelmiştir. Türkiye'de girebileceği iğrenç oyunların tasavvuru, insan bilincinin bu dev savaş makinesiyle mutlaka baş edeceği inancımızdan bir şey eksiltmemiştir.
" (Türkiye'de Devrimci Gençlik Hareketi Tarihi)  Devrimci gençlik 6. Filo'yu protesto edip, askerleri karaya çıkartmazken, Türkiye Milliyetçi Öğretmenler Konfederasyonu Genel Başkanı Selahattin Arıkan, solcuların işi azıtmaları halinde kahraman Türk ordusu müdahale edecek diye devrimci gençliği tehdit ediyordu. FKF'liler, 6. Filo kaldığı süre boyunca Dolmabahçe'de açlık grevi yapar. 12 Ekim'de başlayan açlık grevine polis saldırır. 16 Ekim gecesi Taksim Anıtı'nın önünde ABD bayrağı yakılır... 6. Filo 17 Ekim'de ülkemizden defolup gitmek üzere demir alırken; FKF açlık grevini ve diğer eylemlerini sonlandırır. 

6.Filo Askerlerinin Denizden Çıkarılması 

Bir süre sonra, bir daha gelir Yankeeler ve ilk olarak o zaman, 1968'de destek veriyor Dolmabahçe’de denize dökülürler. 6. Filo, 1968 Temmuz'unda bölge halklarına tehdit için dolaşmaktaydı ve işbirlikçilerinin davetiyle karaya ayak basmak üzere İstanbul'a gelmişti. İstanbul’a gelme nedenleri tam bir ahlaksızlıktı. Bu ahlaksızlığa sözüm ona siyasi İslamcılar ve o günkü milliyetçiler destek veriyor bu duruma karşı çıkan devrimci gençleri kâfirlikle suçluyorlardı. Alenen genelevler hazırlanmıştı Amerikan askerleri için. Fakat asıl onursuzluk genelevleri Amerikan askerlerinin hoşuna gitsin diye beyaza boyayan işbirlikçilerininkiydi. Ama o kadar kolay olmayacaktı karaya ayak basmak. Devletin ve Milliyetçi gurupların desteğinde de olsa Askerler karaya ilk çıktıkları anda gençliğin tepkisiyle karşılaşır, ancak o gün, işbirlikçi iktidarın polisleri sayesinde kurtulurlar. Gösteriler, eylemler gittikçe yaygınlaşır. Gençlik Dolmabahçe'den Taksim'e yürüyüş kararı alır. Yürüyüş polis tarafından engellenir ve gençlik liderlerinden bir kısmı gözaltına alınır. 

17 Temmuz'da, polis öğrencilerin üssü durumundaki İTÜ yurduna baskın düzenler ve 30 öğrenciyi gözaltına alır, 47 öğrenci hastanelik edilir. Bu baskında bir öğrenci de katledilir. Vedat Demircioğlu emperyalizme karşı verilen mücadeledeki ilk şehitlerimizden biri olur. Gençliğin öfkesi daha da büyür. İstanbul üniversitelerindeki öğrenciler toplanarak Taksim'e yürürler. Konuşmaların ardından hedef ilan edilir: Dolmabahçe önünde demirli bulunan 6. Filodur. Binlerce öğrenci Amerikan askerlerini denize dökerler. Polisin engelleme çabaları da işe yaramaz.  Bir süre sonra, bu kez İzmir 6. Filo'ya dar edilir. Tarih 29 Ağustos 1968'dir. Kahrolsun Amerika sloganlarıyla yapılan mitingde, devletin yardımcısı gerici faşist güçler kitleye saldırarak iki kişiyi bıçakla yaralar, kitlenin üzerine bomba atarlar. 10 Şubat 1969. Amerika Birleşik Devletleri 6. Filo'suna ait gemilerin İstanbul'a gelişi öğrenciler tarafından protesto edildi. 6. Filo Defol eylemlerinde Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan, Amerikancı gericiler tarafından şehit edildi.  19 Aralık 1969'da ise, 6. Filo yine İzmir önlerindedir. Gençlik, ABD'li askerlerin şehre çıkmak için motorlarla yanaşacağı Gümrük önünde 6. Filo Defol sloganlarıyla ABD'li askerleri karaya çıkarmamak için and içer. 6. Filo Komutanı Downey, önce Cumhuriyet Alanı'ndaki Atatürk Anıtı'na çelenk koymaya, ardından Kordon'daki NATO karargâhı önünden karaya çıkmaya niyetlenir. Ama karşısında ellerinde taş ve sopalarla bekleyen devrimci gençlik vardır. 6. Filo komutanı karaya çıkmaktan vazgeçer. Eylemlerde başta Mahir Çayan olmak üzere birçok devrimci gözaltına alınır. 

Polis Aracını Deviren Gençler ABD’nin 6. Filo’sunun Türkiye ziyareti, öğrenciler arasında kanlı sağ-sol savaşının miladı olmuştu. 1968 olaylarını tetikleyen, üniversite işgallerinden çok ABD’nin 6. Filosuna karşı, gençlerin başlattığı mücadeleydi. Bu nedenle ziyaret, Türkiye’nin kaderinde dönüm noktalarından biriydi. O dönemde, ABD’yi küstüren komünist, komünist de ABD karşıtıydı.

6. Filo Protestoları

Ziyaret nedeniyle başlayan protestolar sonrası, polisin karargâha dönmüş bir öğrenci yurdunu basması sonucu bir öğrenci ölmüş, bu olay, gösterileri daha da büyütmüştü. 16 Şubat 1969 tarihinde İstanbul Beyazıt Meydanı’nda ABD’nin 6. Filo’sunu protesto etmek için 76 gençlik örgütü toplanmıştı. En önde Türk bayrağı, arkada şu pankartlar vardı: "Geldikleri gibi gidecekler", "Emperyalizm ve yerli uşaklarına karşıyız", "Rezil coni bir daha gelme"," Amerikan iti toprağımızda havlayamaz." Beyazıt’tan başlayıp Taksim’de sona erecek olan anti-emperyalist, bağımsız Türkiye miting için işçiler, öğrenciler toplanmaya başlarken, aynı saatlerde Beyazıt Camii ve Dolmabahçe Camii doluyordu. Bu camilerde 6. Filonun Müslümanlar için kutsal olduğu buna devrimci öğrencilerin karşı çıktığı ve 6. Filoya karşı çıkanların kâfir oldukları halka anlatılıyordu.

Bugün Gazetesi’nden Mehmet Şevki Eygi(sağda); "Büyük fırtına patlamak üzeredir, Müslümanlar ile kızıl kâfirler arasında top yekûn savaş kaçınılmaz hale gelmiştir... Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Ben namazımı kılar, tespihimi çekerim... Etliye, sütlüye karışmam deyip de kendine zulüm edenlerden olma, gözünü aç, bak!.. Onlarda taş, sopa, demir, Molotof kokteyli mi var? Biz de aynı silahları kullanmaktan aciz değiliz... 6. Filoyu korumak için solcularla savaşmak cihattır.  Cihat eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur, 6. Filo için canını verirse şehitlik şerefini kazanır.” şeklinde kışkırtıcı yazılar yazarak olayların büyümesine zemin hazırlamıştı. 6. Filonun askerlerinin İstanbul’da Genel evlerde ve pavyonlarda Türk bayanlarla beraber olması için korunması gerektiği ve onları koruyan insanların yaralanırsa gazi ölürse şehit olacaklarını söylüyordu. Sağ ve sol görüşlü öğrenciler, meydanda karşılaşmış, tarihe ’Kanlı Pazar’ olarak geçen olaylarda 2 kişi ölmüş, 200 kişi yaralanmıştı. 

Gösteri ve Çatışmalar 

16 Şubat 1969 tarihinde 6. Filo’yu protesto etmek için devrimci gençler tarafından Beyazıt Meydanı’nda bir protesto mitingi düzenlendi. Gerici ve faşist odakların günler öncesinden mitingi hedef gösterip gericileri kışkırtması üzerine protesto mitingi kana bulandı. Mitinge yapılan saldırıda TİP üyesi Ali Turgut Aytaç ve işçi Duran Erdoğan gericiler tarafından bıçaklanarak katledilirken yaklaşık 200 kişi de yaralandı. 
Kanlı Pazar’ın bir gün sonrasında Günaydın Gazetesi’nde Ali Turgut Aytaç'ın bıçaklandığı anı gösteren bir fotoğraf yayınlandı. Cinayetin birkaç metre ötesinde bulunan polis ise olayı sadece seyrediyordu. Tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçen 16 Şubat 1969 tarihindeki 6. Filoya ve Amerikan emperyalizmine karşı yapılan gösterilere, Amerikan uşakları siyasi İslamcılar ve faşistler açık açık saldıracaklarını önceden ilan etmişti. Ve ilan ettikleri gibi Amerikan emperyalizmini protesto eden gençlere, ülkücüler ve gericiler saldırdı.

Hoş geldin Denizci 

Bu arada, Atatürk’ün emperyalistleri İzmir’de denize dökmesinden sonra, batının kanlı çizmesi ilk kez Demokrat Parti’yle Türkiye’ye girmişti. ABD’nin, Türkiye’nin dış politikasında neredeyse tek dayanak noktası haline gelmesi 1950’li yılların başına rastlar. Türkiye’yi NATO’ya sokan DP’nin, Missouri Zırhlısını İstanbul’a davet etmesi, Türk tarihinin kara bir günüdür. Missouri, Amerika’nın en önemli ve meşhur gemilerinden biriydi. Japonya’nın teslim anlaşması bu zırhlıda imzalanmıştı. 1946’da vefat eden ABD Büyükelçimiz Münir Ertegün’ün na’şını getirmişti. 

Buraya kadar her şey normal. Ancak, ziyaretin bizim açımızdan dramatik bir yanı vardı DP iktidarının emriyle, İstanbul’da gazinolar ve genelevler boyanır, tüm kent süslenir, ABD askerlerinin İstanbul’u kirletmeleri için her türlü hazırlık yapılır. Genelevin duvarlarının beyazlara boyanması ve üzerine de İngilizce “Hoş geldin denizci” yazılması hâlâ hafızalardadır.

Amerikalı askerler genel evlerde ve otellerde Türk kızları ile rahatça yatsın kalksın diye bir sürü hazırlıklar yapıldı ve bu hazırlıklardan hiçbir siyasi İslamcı ve sözüm ona Milliyetçi gençler rahatsız olmamışlardı. Bu pisliklerden rahatsızlık duyup eylemler yapan devrimci gençler kızıl komünistlikle suçlanmıştı.

Amerikalıların gelişinin belli olmasından sonra hükümetin iyi bir karşılama için aylar öncesinden hazırlıklara başlaması, bu çerçevede genelevin bile boyanıp temizlenmesi ve buraya diğer şehirlerden güzel kadınların getirilmesi bardağı taşıran damla oldu. Zaten Amerika'ya karşı öfkeli olan devrimci gençler bir de Türk kızların Amerikan askerlerine peşkeş çekilme çabaları üzerine isyan etti. Zamanın hükümeti genelevdeki çalışmanın bu amaçla olmadığı belirtse de buna kimse inanmadı. 
15 Temmuz 1968 tarihinde 6. Filo’ya bağlı bir uçak gemisi, beş destroyer Dolmabahçe’ye demirledi. ABD askerleri 1946 yılını anımsadıklarından hemen karaya çıkmak istemektedirler. Fakat beklemedikleri bir şey gerçekleşecek ve Türk toprağına ayak bastıkları için pişman olacaklardır. 

İlk önce öğleye doğru ellerinde Türk bayrakları olan gençler gelir Dolmabahçe’ye. Ve bu bayrakları ülkenin tam bağımsız olmadığını vurgulamak için yarıya kadar göndere çekerler. Fakat bu yalnızca başlangıçtır. 

Bir pavyonda 150 kuruş için hesaba itiraz eden üç Amerikan eri dışarı çıktıklarında üzerlerine boya ve katran atılır. Bu tüm İstanbul’da böyledir. Amerikalıların üzerine boya atılmakta, bindikleri taşıtların camları kırılmaktadır. Amerikalılar hemen savcılığa şikâyette bulunur. 

17 Temmuz akşamı da Teknik Üniversite öğrencileri, Gümüşsuyu’nda Amerikan askerlerinin yatmakta olduğu oteli basarlar. İstedikleri tek bir şey vardır devrimci gençlerin: Yüzyıllardır Türk’e ait olan bu topraklardan Amerikan askerlerinin derhal gitmeleri. 
Şubat 1969’da aynı oyunlar tekrarlanır. Fakat bu sefer Amerikan muhiplerin sayısı oldukça artmıştır. Kesin kararlıdırlar. Amerikan askerlerinin geneleve ulaşmasını engelleyen ve para kazanmalarını önleyen Türklerden öç alınacaktır. 
İşte bu şekilde başlayan olaylar 1969 yılındaki tarihimize kanlı pazar olarak geçen 1969 Şubat ayına kadar sürdü. 

Günümüzde bu olaylara karışanlara 68 kuşağı adıyla biliniyor. Bu kuşağın 'namusumuzu koruduk' tezi yıllarca resmi çevreler tarafından yalanlandı. Resmi görüş 1968 olaylarının anarşist bir hareket olduğunu vurguladı. 

Bu ülkede Yabancılar için genel evlerini gazinoları ve pavyonları boyatıp, Ülkemizde çeşitli vilayetlerden bayanları toplayıp Amerikan askerlerine peşkeş çekmek kutsal bir olaymış, buna karşı gelmek dinsizlik kâfirlikmiş gibi algılanıyordu. Bu zihniyette olanlar o gün vardı bu gün de hala var.

 

5 Mayıs 2019

Eklenme Tarihi: 05-05-2019

Bu sitede yayınlanan yazıların tümünün yayın hakkı www.sadikoyu.com'a aittir.

Yazarın diğer yazılarını görmek için seçin.

HENÜZ YAPILMIŞ YORUM YOK

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  




      REKLAM

www.guvendigayrimenkul.com
0 532 255 67 15


Editör
Ekrem Ünlü
Sinan GÜVENDİ
Abdullah Öner MERAL
Çakır AYŞA
Emine GÜVENDİ TEKİN
Yakup PİR

TÜM YAZARLARI GÖR




proje3

      ŞADI MENÜ



         ZİYARETÇİLER

Aktif Ziyaretçi 3
Dün Tekil 383
Bugün Tekil 122
Toplam Tekil 1227003